Turizm Ana Sayfa

TURİZM ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ

TURİZM REHBERİ


İZMİR :HOMEROS’ UN DOĞUM YERİ

KENTİN KISA ÖYKÜSÜ

İZMİR MUSEVİLERİ’ NİN TARİHÇESİ

TARİHİ VE GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER



İZMİR : HOMEROS’UN DOĞUM YERİ

Güzel İzmir diye anılan şehir dağlarla çevrili, yatlar ve gemilerin iz bıraktığı büyük bir körfezin kıyısında uzanmaktadır. İzmir Türkiye’ nin 3. büyük şehri ve İstanbul’ dan sonra 2. büyük limanıdır. Her zaman canlı olan şehir Uluslararası İzmir Festivali süresince daha da canlanmaktadır. Ilıman bir iklime sahip olan İzmir’ de yaz ayları denizden karaya esen imbat rüzgarlarının etkisiyle serin geçmektedir. Palmiye ağaçlarıyla süslenmiş kordon boyu ve caddeler arkasındaki şehir, dağlara doğru teras teras uzanmaktadır. İlçeleri ve çevresindeki sayısız plajları ile sevimli bir tatil beldesi olan İzmir Türkiye’ nin en önemli turizm merkezlerinden biridir. Kent Türkiye’ nin en önemli termal merkezlerinden biri olan Balçova’ yı da içinde barındırır. Ayrıca İzmir’ e 120 km uzaklıktaki Birgi geleneksel Türk Mimarisinin seçkin örneklerine ev sahipliği yapan şirin bir beldedir.

İnanç Turizmi kapsamında İlimiz sahip olduğu değerlerle çok özel bir konuma sahiptir. Meryem Ana Evi, Meryem Ana adına yapılmış ilk kilise olan “ Çifte Kiliseler , St. John Bazilikası, Yedi Uyuyanlar Mağarası ” ile İncil’ de sözü edilen “ Yedi Kiliseler “ Türkiye’ de, İzmir çevresinde bulunur. Bu Kiliseler, Ephesus ( Selçuk ), Smyrna ( İzmir ), Pergamum ( Bergama ), Sardis ( Sart ), Thyatira ( Akhisar ), Philadelphia ( Alaşehir ) ve Laodicea ( Denizli ) dir. Yukarıda belirtilen kutsal mekanlardan başka İzmir’ de ziyaret edilmeye değer çok sayıda sinagog, kilise ve camii bulunmaktadır.


KENTİN KISA ÖYKÜSÜ

İzmir adını efsanevi kadın savaşçılar olan Amazonların, güzeller güzeli kraliçesi “ Smyrna “ dan alır. Yapılan kazılar ilk kentin M.Ö.3000 yılında günümüze “ Bayraklı “ olarak bilinen yerde kurulduğunu göstermektedir. İzmir M.Ö.1500 yıllarına dek Hitit İmparatorluğunun etkisi altına girer. M.Ö.10. yüzyılda Smyrna olarak bilinen kent İyonya Federasyonunun önemli kentlerinden biri olur.

Bu dönemde İzmir en parlak dönemini yaşar. Lidyalılar kenti M.Ö. 6. Yüzyılda zaptedip kentin parlak dönemine son verdiler. İzmir Lidyalılar ve daha sonra Persler tarafından istila edilir. M.Ö.4. Yüzyılda Pers egemenliğine son veren Büyük İskender, bugün Kadifekale olarak bilinen Pagos tepesine yeni bir kentin kurulması emrini verir. M.Ö.1. yüzyılda Romalıların egemenliğine giren İzmir ikinci kez altın dönemini yaşamaya başlar.

Hıristiyanlık Döneminde Smyrna :

İncil’ de sözü edilen Yedi Kilise’ den bir tanesinin bulunduğu Smyrna Hıristiyanlığın gelişmesinde önemli bir rol oynar. İzmir’ in ilk Başpiskoposu olan St. Polycarp havari ve İncil yazan St. John’ un ilk müritlerinden biridir. Yaklaşık M.S.70 yılında Anadolu’ da doğmuştur. İnancından dolayı 23 Şubat 155 tarihinde, İzmir Akropolü üzerinde bulunan Roma Stadyumunda yakılarak ölüme mahkum edilir. M.S.395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca, İzmir Bizans olarak bilinen Doğu Roma İmparatorluğu’ nun bir parçası olur. Bizans döneminde Araplar, Selçuklular, Haçlılar, Bizanslılar ve Cenevizliler kenti ele geçirmek için birbiriyle savaşırlar. Kenti ilk önce Araplar 672 yılında denizden zaptedip İstanbul’ a yaptıkları akınlarda bir üs olarak kullanırlar.

Türklerin Gelişi :

Cenevizliler kenti Aydın Emir’ i Umur Bey ele geçirinceye kadar kontrollerinde tutarlar. 1344 yılında Cenevizliler St. Peter Kalesini tekrar ele geçirdiler. Cenevizliler aşağı kenti kontrollerinde tutarken Umur Bey yukarı kenti kontrolünde tutar. 14. Yüzyılın ortalarında kale ve aşağı şehir Rodos Şövalyeleri tarafından ele geçirilir. 15. Yüzyılın başında Moğollar şehri istila edip ve St. Peter Kalesini yerle bir eder. 1422 yılında II. Murat kenti zapt eder ve İzmir Osmanlı İmparatorluğunun 1620 yılında yabancılara tanıdığı haklardan sonra Smyrna İmparatorluğun en önemli ticaret merkezlerinden biri olur. 18. ve 19. Yüzyıllarda kent Fransız, İngiliz, Hollandalı ve İtalyan tüccarların gözdesidir. Osmanlı İmparatorluğunda çok uluslu bir ticaret şehri olan İzmir I. Dünya Savaşından sonra 15 Mayıs 1919’ da Yunan Ordusu tarafından işgal edilir. Bu işgal 9 Eylül 1922 yılında sona erer. Ancak İzmir, 13 Eylül sabahı tarihinin en büyük yangını ile karşılaşır. Basmane Semtinde başlayan yangın şehrin dörtte üçünü tahrip eder. Yeni kurulan Türk Cumhuriyeti ile birlikte İzmir, zümrüdü anka kuşu gibi kendi külleri içinde yeniden doğar.


İZMİR MUSEVİLERİ’ NİN TARİHÇESİ

İzmir Musevilerinin tarihçesi, M.Ö.4. yüzyıla, Büyük İskender’ e kadar uzanır. M.Ö.2.yüzyılda bir sinagogun varlığını bilinmektedir. Zaman zaman meydana gelen depremler ve bulaşıcı hastalıklar nedeniyle İzmir Musevi Cemaatı yok olma durumu ile karşı karşıya kalmıştır. Tam anlamıyla bir İzmir Musevi Cemaatı 1605’ de oluşmuştur. Bu tarihten itibaren gittikçe önem kazanarak, 19. Yüzyılda en üst düzeye ulaşmıştır. Bu yüzyılda İzmir, dünyada üst düzey Musevi eğitimi ile tanınıyordu 1989 tarihli Rosh Amemshala Yitzak Shamir tarafından yazılmış bir mektupta İzmir’ in Yerushalayım Aketna; Küçük Kudüs olarak bilindiğinden bahsedilir. Bir zamanlar dünyaca ünlü olan Musevi cemaatı, yüzyılın başında 50.000 kişiydi. Bunlar takriben 50 Sinagog ve dua evlerinde toplanıyordu. Şimdilerde ise yalnızca 2350 kişi 7 Sinagogda ibadet etmektedir. Nüfusta görülen bu düşüş iki büyük göç hareketinden kaynaklanmıştır. Birinci, 1910 – 1920 tarihleri arasında A.B.D. ve Güney Amerika ve ikincisi ise 1945’ den sonra ve halen devam eden İsrail göçüdür. Her ne kadar İzmir’ deki Musevi nüfusu azalmış olsa da, Musevi okulu, hastanesi, yaşlılar yurdu, kadisha shel kasabası, gençlik merkezi, iyi niyet kadınlar Cemiyeti, ve tabii ki sinagogları ile Türk Musevileri Müslüman Türk halkı ile bütünleşerek geleneksel yaşamlarını sürdürmektedir. Her ne kadar İzmir’ deki Musevi nüfusu azalmış olsa da, Musevi okulu, hastanesi, yaşlılar yurdu, kadisha shel kasabası, gençlik merkezi, iyi niyet kadınlar cemiyeti ve tabii ki Sinagogları ile Türk Musevileri Müslüman Türk halkı ile bütünleşerek geleneksel yaşamlarını sürdürmektedir.


TARİHİ VE GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER

BAYRAKLI :
Bayraklı’ da kazılarda M.Ö.7.yüzyıla tarihlenen ve savaş tanrıçası Athena’ ya adanmış bir tapınağın kalıntıları ve M.Ö. 10.yüzyılda güneşte kurutulmuş tuğlalardan yapılmış tek odalı bir yapı döneminin en eski ve en iyi korunmuş evi olarak gün ışığına çıkarılmıştır.

KADİFEKALE
Kadifekale Büyük İskender’in generallerinden biri olan Lycimachos tarafından M.Ö.4.yüzyılda yapılmıştır. Pagos dağında avlanmaya çıkan Büyük İskender av sonrası bir çınar ağacının altında uykuya dalar ve düşünde iki su perisi görür. Periler ona Pagos Tepesinde bir kent kurmasını öğütler. Gördüğü rüyayı kahine yorumlatan İskender kurulacak yeni bir kent ile İzmirlilerin eskisinden üç-dört kez daha mutlu olabileceğini öğrenir. Bunun üzerine Pagos Tepesinde bir kale kurulması için emir verir. Bu kale aşağıdaki kent ile İzmir Körfezi’ nin muhteşem görüntüsünü ziyaretçilerine sunar.

AGORA
İzmir” in İkiçeşmelik semtinde bulunan Agora, mevcut görünümüyle Roma dönemine aittir. Agora antik dönemlerde politik toplantıların ve halkın alışveriş yaptığı bir yerdir. İzmir Agora’ sı ticari olmaktan ziyade, bir devlet agorası görünümündedir.
M.S.178’ de depremle yerle bir olan Agora, İmparator Marcus Aurelius’ un özenli çalışmalarıyla yeniden inşa edilmiştir.
1932-1941 yılları arasında yapılan ilk dönem kazılarla büyük bir bölümü ortaya çıkarılan heybetli Agora’ da yeni dönem kazı çalışmaları halen devam etmektedir.

HİSAR CAMİİ
Kızlarağası Hanı yanında yer alan Hisar Camii 1597 yılında Aydınoğlu (Molla) Yakup Bey tarafından yaptırılmıştır. İzmir in en büyük, en eski ve en gösterişli camisidir. Caminin iç mekanı gösterişli olup, mihrap ve minber işçiliği görülmeye değerdir.

SALEPÇİOĞLU CAMİİ
1906 yılında İzmir in en büyük kubbeli camisi olarak yaptırılmıştır. Dış duvarları mermer ve yeşil taşlarla kaplanmıştır.

ST. POLYCARP KİLİSESİ
St. Polycarp kilisesi, M.S.155 yılında inancından dolayı Romalılar tarafından Kadifekale de 86 yaşında şehit edilen St. Polycarp adına yapılmış olup, İzmir"in en eski kilisesidir. Yapımı 1625 yılına kadar uzanmaktadır. Osmanlı İmparatoru Sultan Süleyman’ın müsaadeleriyle inşa edilmiştir.

KIZLARAĞASI HANI
Kızlarağası Hanı 1744 yılında Hacı Beşir Ağa tarafından yaptırılmıştır. 18. yüzyıl Osmanlı Mimarisinin güzel bir örneğidir. 1988-1993 yılları arasında yeniden restore edilen Kızlarağası Hanı günümüzde turistik bir çarşı olarak kullanılmaktadır. Kızlarağası Hanı’nda çok çeşitli el sanatları, her türlü hediyelik eşya, halı, kilim, gümüş takı, giyim eşyası, nargile ve malzemeleri satışı yapan dükkanlar ile mistik havayı soluyarak çayınızı içebileceğiniz bir çayevi bulunmaktadır. Kızlarağası Hanı dün ile bugünün birlikte yaşanabileceği İzmir’in tek tarihi hanıdır.

KEMERALTI
Saat kulesinin hakim olduğu Konak Meydanı’ndan başlayıp Mezarlıkbaşı semtine kadar uzanan, içinde her daim bir karnaval varmış gibi canlı ve hareketli dar sokaklarında, ziyaretçilerine zevk ve bütçelerine uygun çok çeşitli el sanatları ürünlerini, halılarını, deri giyim eşyalarını, bugünün ve dünün kıyafetlerini ve çarpıcı hediyelik eşyalarını tatlı bir temaşayla sunan Kemeraltı, yılların yorgunluğuna rağmen zamana karşı dimdik ayakta duran eskinin tonoz ve kubbeli dükkanları, camileri, kiliseleri, sinagoglarıyla geleneklerin ötesinde gizemli bir kültür mozaiğidir.

HAVRA SOKAĞI
Kemeraltı bölgesinde bulunan Havra Sokağı ismini bu semtte yer alan çok sayıdaki sinagogdan almıştır. Havra sokağı özellikle eski binaları ve sinagogları ile ilginçtir.

BIKUR HOLIM SİNAGOGU
İkiçeşmelik caddesinde bulunan Bikur Holim Sinagogu ilk kez İzmir de yaşayan Hollanda asıllı Salomon de Ciaves tarafından yaptırılmıştır. Şehri kavuran büyük yangında (1772) yok olan bu ilk sinagogun yerine yenisi 1800 yılında Manuel de Ciaves tarafından yaptırılmıştır. Bugün İzmir in en güzel sinagogu olan Bikur Holim o günlerdeki görüntüsünü günümüzde de korumaktadır.

BET- İSRAEL SİNAGOGU
Karataş semtinde 1905 yılında Sultan 2. Abdülhamit fermanıyla inşasına başlanan ve1907 yılında hizmete açılan, Bet Israel Sinagogu bugün İzmir in en büyük sinagogu olup günümüzde düğün törenlerine sahne olmaktadır.

İLK KURŞUN ANITI
Yunan ordusunun 15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgali sırasında, askerlere karşı ilk kurşunu sıkarak, Türk direnişinin ilk örnek davranışını gösteren ve ardından şehit olan gazeteci Hasan Tahsin adına İzmir Gazeteciler Cemiyeti tarafından dikilen ve onu ilk kurşunu sıkarken gösteren anıt, Konak Meydanı’ndadır.

SAAT KULESİ
1901 yılında Sultan Abdülhamit’ in tahta çıkışının 25. yıldönümü nedeniyle, Sadrazam Küçük Sait Paşa tarafından yaptırılmıştır. Son derece zarif görünümüyle Konak Meydanı’nı bir inci gibi süslemektedir. Çarpıcı görünümlü saat kulesi İzmir‘in sembolü olup, her geçen yıl daha da güzelleşmektedir.

ASANSÖR
İzmir’ in diğer ilginç yerlerinden biri olan Asansör Karataş semtinde 1907 yılında Nesim Levi tarafından yaptırılan Asansör aşağı ve 51 m. yükseklikteki yukarı mahalleler arasında ulaşımı sağlıyordu. Asansörün üst kısmında dinlenmenize ve İzmir körfezinin eşsiz manzarasını seyretmenize olanak sağlayan bir kafe ve restoran bulunmaktadır. Çevre düzenlemesi yapılan Asansör Sokağı’nda dünyaca ünlü ses sanatçısı Dario Moreno’nun da yaşamış olması buraya duyulan ilgiyi daha da arttırmaktadır.

FUAR
Atatürk Türkiyesi’nin ekonomik bağımsızlığının bir simgesi olarak 1936 yılında bugün yer aldığı 421.000 m² ‘lik alanda hizmet vermeye başlamıştır. Uluslararası İzmir Fuarı, Türk ekonomisindeki gelişmelere paralel olarak her ay ulusal ve uluslar arası düzeyde birçok ihtisas fuarı düzenlenmektedir. Uluslar arası İzmir Fuarı gezme, eğlenme, dinlenme ve alışveriş olanaklarına sahip olmakla birlikte, ışıltılı yerli-yabancı ülke pavyonları, hayvanat bahçesi, paraşüt kulesi, lunaparkı, açık hava tiyatrosu, resim heykel müzesi ve kültür sanat merkezleriyle kentin en önemli rekreasyon alanlarından biridir. tiyatrosu, resim heykel müzesi ve kültür sanat merkezleriyle kentin en önemli rekreasyon alanlarından biridir. tiyatrosu, resim heykel müzesi ve kültür sanat merkezleriyle kentin en önemli rekreasyon alanlarından biridir.

İZMİR KUŞ CENNETİ
Türkiye’nin önemli kuş alanlarından biri olan Gediz Deltası ( İzmir Kuş Cenneti ) İzmir kent merkezinin batısında tuzcul ve tatlı su bataklıkları, koylar, tuzlalar ve dört dalyandan oluşan geniş bir kıyısal sulak alandır. Bu alanda 308 bitki, 17 sürüngen, 59 kuluçkaya yatan hayvan ve 205 kuş türü saptanmıştır. Alanda 20.000’i aşkın su kuşu barınmaktadır. Kuş Cenneti’nde kuluçkaya yatan türlerin özellikle koruma altına alınan türler olması Kuş Cenneti’nin önemini arttırmaktadır. Bu türlerin bazıları Tepeli Pelikan, Flamingo, Leylek, Kerkenez, Deniz Saksağanı, Deniz Kırlangıcı, Uzun Bacaktır. Diğer kuş türleri arasında Angıt, Yeşilbaş Ördek, Delice Doğan, Yalı Çapkını en dikkat çekicileridir. Kuş Cenneti’nin kuzeyinde Lodos Tepe, Orta Tepe v Poyraz Tepe adlı üç yükselti bulunmaktadır. Üç Tepeler mevkisi denilen bu bölgede Leukai antik kentine ait kalıntılar vardır. Bu nedenle I. derece sit alanı olan Üç Tepeler, 1985 yılında arkeolojik sit alanı ilan edilmiştir.

YAMANLAR – KARAGÖL
Karşıyaka ilçesinde bulunan Karagöl, kent merkezinden yaklaşık 40 km uzaklıkta, denizden 800 metre yükseklikte Yamanlar Dağı üzerinde yer almaktadır. Kızılçam ve karaçam ormanları arasında bulunan Karagöl’ün çevresinde günübirlik piknik ve kamping alanları düzenlenmiştir. Burası yürüyüş yapmak, temiz hava almak ve piknikçiler için ideal bir ortamdır.

BUCA KAYNAKLAR GÖLETİ
İzmir kent merkezinden 15 km güneyde bulunan bu rekreasyon alanı 140.000 m² ‘lik bir alanı içine almaktadır. Burada 30.000 m² ‘lik suni göl, 3.500 kişilik amfi tiyatro, seyir terasları, piknik alanı, çocuk oyun üniteleri, hobi bahçeleri ve hayvan padoku bulunmaktadır. Birçok etkinliğin düzenlendiği bu alanın yakınında bulunan Kaynaklar köyü asırlık çınar ağaçlarıyla oldukça ünlüdür. Hafta sonları doğa tutkunları yürüyüşlerine buradan başlayabilirler.

BALÇOVA TELEFERİK TESİSLERİ
1.000 m’lik hat uzunluğu ile 1974 yılından beri çalışmakta olan teleferik 423 m yükseklikteki doyumsuz manzaralı tepeye ziyaretçileri yaklaşık 10 dakikada taşımaktadır. Spor ve doğa sevenler için geniş imkanlar sunulan tesislerde, yamaç paraşütü ve özel tırmanma şeritleri ile heyecanlı anlar yaşabilirler. Burada “Kendin pişir, kendin ye”, “Kahvaltı Evi”, “Snack Bar”, “Fast Food” üniteleri, çay bahçeleri, doğal ürünlerin satıldığı market ve hediyelik eşya satış yerleri bulunmaktadır.

BALÇOVA KAPLICALARI
Eski çağlarda Agememnon kaplıcaları olarak bilinen Balçova Kaplıcaları İzmir’in 10 km. batısında yer almaktadır. Burası antik dönemden beri bilinmektedir. Miken Kralı Agememnon’un Troya kuşatmasından sonra yaralı askerlerini buraya getirmesinden dolayı buranın meşhur olduğu söylenmektedir. Balçova Kaplıcaları Türkiye’nin büyük termallerinden biridir ve mükemmel tesislere sahiptir.

SELÇUK
Ege Bölgesinin batısında İzmir Aydın karayolunun 73. Km de yer alan Selçuk tarihi ve doğal güzellikleriyle Türkiye deki en çekici turistik merkezlerden biridir. Bir çok yeni ve nitelikli konaklama tesisinin bulunduğu Pamucak sahili ise Selçuk’tan 9 km uzaklıktadır. Selçuk’ un en önemli özelliklerinden biride tarihi M.Ö 6000 yıllarına dayanan bu toprakların üç dinin yayılmasına ve genişlemesini sağlamış olmasıdır. Eski çağların putperestlik dünyasında burası Paganizmin merkezi olmuştur. En güzel örneği dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı’ dır. St. John ve havarilerinin bu topraklardan tüm dünyaya yaydığı Hıristiyanlık dönemine ait en iyi örnekler Meryemana Evi, Meryemana Kilisesi, St. John Bailikası ve Yedi Uyuyanlar Mağarasıdır. İslamiyet dönemine tanıklık eden en iyi örnek ise İsabey Camisi’ dir.

MERYEMANA EVİ
Selçuk’ a 9 Km. uzaklıktaki Meryemana Evi Bülbül Dağı’nın üzerinde bulunmaktadır. İsa’nın çarmıha gerilişinden dört yada altı yıl sonra St. John’ın Meryemana ile birlikte Efes’e geldiği bilinmektedir. Burası kötürüm olan ve Türkiye’ye hiç gelmeyen, Alman rahibe Anne Katerina Emmiruch’ in rüyası üzerine 1891 yılında Lazarist papazlar tarafından bulunmuştur. Meryemana’ nın son günlerini geçirdiği evin bu yer olduğu ortaya çıkarılmıştır. Bu olay Hıristiyanlık dünyasında yepyeni bir keşif olmuş ve din alemine ışık tutmuştur. ”Haç” şeklinde ve kubbeli olarak inşa edilen kilise sonraki yıllarda onarılmıştır. Müslümanlarca’ da kutsal sayılan evi, Papa VI. Paul 1967 ve Papa John Paul II. 1979 yılında ziyaret etmiştir. Meryemana Evinde her yıl 15 Ağustos’ ta özel bir ayin düzenlenmektedir.

ST. JOHN BAZİLİKASI
Bizans imparatorluğu Justinyan’ ın M.S 6. Yüzyılda St. John adına yaptırdığı bazilika Ayasuluk Tepesinde yer almaktadır. Batıdan girişi olan yapı haç planlı kubbeli bir bazilikadır. Esas kilise kısmı kalın payelerin taşıdığı altı büyük kubbe ile örtülüdür. Yapının narteks bölümü de beş adet kubbe ile örtülüdür. Kilisenin restore edilen sütun başlıkları üzerinde imparator Justinian ile karısı Theodoran’nın monogamları vardır. St. John’un mezarı en ortadaki kubbeli bölümün altındadır. Mezardaki bir delikten çıkan kutsal tozun iyileştirici özelliği olduğuna inanılıyor. St. John’un mezarı orta çağ boyunca Hıristiyanlık dünyasının en önemli yerlerinden biri olmuştur.

MERYEMANA KİLİSESİ(ÇİFTE KİLİSELER)
Bu kilise Meryemana adına inşa edilmiş ilk kilisedir ve Hıristiyanlık tarihinde önemli bir yer tutmaktadır. Kilise 431 yılında III. Genel Konsilin toplandığı yerdir.

ARTEMİS TAPINAĞI
125 m. uzunluğunda 60 m. Genişlindeki tapınak dünyanın yedi harikasından biridir. Antik yazarlardan Pilinius’a göre tapınak yedi defa yıkılıp yeniden inşa edilmiştir. Artemis Tapınağı daha önce var olan ana tanrıça Kybele kültürünün devamıdır. Lidya Kralı Koresus tapınağa rölyeflerle bezenmiş sütunlar bağışlamıştır. Yedi kez inşa edilen tapınağın bir tanesi M.Ö. 356 yılında isminin tarihe geçmesini isteyen Herostratus adlı bir kişi tarafından yakılmıştır.

YEDİ UYURLAR
İmparator Decius zamanında Efes’teki Hıristiyanlar inançlarından ötürü baskı altındaydı. Decius’un acımasızlığından korkan yedi Hıristiyan genci Panayır Dağı eteklerindeki bir mağaraya sığınırlar ve 200 yıl süren derin bir uykuya dalarlar ve uykudan uyandıktan sonra İmparator Theodosius II. Zamanında Hıristiyanlığın resmi din olarak kabul edildiğini öğrenirler. Bu mucizevi olaydan dolayı kutsal kişiler olarak kabul edilen yedi genç öldükten sonra yine bu mağaraya gömülürler. Daha sonra buraya kilise inşa edilir.

İSABEY CAMİSİ
1375 yılında Aydınoğlu İsabey tarafından mimar Ali İbn Ed Dımışki’ ye Ayasuluk Tepesi’nde inşa ettirilmiştir. 51m. X 57m. ölçülerindeki bu camide Efes ören yeri ve Artemis Tapınağından getirtilen mimari parçalar ve özellikle sütunlar kullanılmıştır. Kolonlu ve avlulu Anadolu camilerinin en eski örneğidir. Kubbenin pandantifleri çini levhalarla pencere pervazları stelaktit örgü motifleri ve renkli taşlarla süslenmiştir. Mihrap ve minber mermerden yapılmıştır.

SELÇUK KALESİ
Ayasuluk Tepesinin en yüksek noktasında bulunan Kale, Aydınoğulları tarafından yapılmıştır. 15 burca, bir camiye ve sarnıca sahip kalenin girişi batı kapısındandır. Kalede Bir cami ve su sarnıçları bulunmaktadır.

ŞİRİNCE
Şirince Selçuk’ a 8 Km. uzaklıkta etrafı tarihi ve doğal güzelliklerle çevrili bir yerleşim birimidir. Köyün ilk ismi “Dağdaki Efes”dir. Aydınoğulları tarafından kurulmuştur. Köydeki iki kilise, manastır ve evler geleneksel Anadolu mimarisinin güzel örneklerindendir. Şirince ağ örgüsü şeklindeki sokakları, iki katlı evleri, çalışkan ve sevecen insanları ve ev yapımı şaraplarıyla ünlü sevimli bir köydür.

BERGAMA
İzmir’in 105 km kuzeyinde yer alan ve Türkiye’deki en önemli antik kentlerden biri olan Bergama (Pergamum) geçmişte büyük bir kültür ve uygarlık merkezi olmuştur. İlçenin aşağı bölümünün güney batısında yer alan Asklepion (antik dönem tedavi merkezi) sağlık tanrısı Asklepios adına yapılmıştı. Trajanus ve Dionysos Tapınakları, Zeus Sunağı, dünyanın en dik tiyatrolarından biri olan tiyatrosu, ünlü kütüphanesi Akropolis’te (yukarı şehir) yer almaktadır.

SERAPİS TAPINAĞI
Eski Bergama’nın en büyük yapısı, halkın “Kızıl Avlu” olarak adlandırdığı kırmızı tuğla ile inşa edilmiş ve Mısır tanrılarına adanmış olan tapınaktır. Tapınak önündeki büyük avlu ile birlikte 260 x 100m.lik bir alanı kaplamaktadır. Üç nefli ve apsisli bazilika biçimli bir yapıdır. Tapınak tarzı heykellerle süslü tapınağın batıya bakışı onun Mısırlıların yer altı tanrısı Serapis’e sunulmuş olduğunu düşündürmektedir.
Tapınak imparator Hadrianus (M.S.117-138) zamanında inşa edilmiştir. Ana yapı Bizans çağında özellikle apsis kısmında yapılan büyük değişikliklerle kiliseye çevrilmiş ve St. John’a sunulmuştur.
TARİHİ VE GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER

SART SİNAGOGU
İzmir’e 95 km uzaklıktaki Lidya Krallığının başkenti Sardes’te yürütülen arkeolojik kazılar sırasında 120m. boyunda ve 18 m. eninde bir sinagog ortaya çıkarılmıştır. 1.000 kişinin ibadet edebileceği sinagog M.Ö.4. yüzyıla tarihlenir. Bir deprem sonucu yıkıldıktan sonra M.S 1. Yüzyılda tekrar inşa edilmiştir. Bu sinagog Ege Bölgesindeki Musevi yaşamının en görkemli delilidir.

ÇEŞME
İzmir’e 80 km. uzaklıkta ve Çeşme Yarımadasının en batı ucunda bulunan Çeşme, üç tarafının Ege Denizinin berrak sularının çevrelediği şirin bir tatil kasabasıdır. Çeşme adını ilçede bulunan çok sayıda çeşmeden almaktadır. 14.yy’da yapılan Ceneviz Kalesi Çeşme’ye hakim bir noktada bulunmaktadır. Kanuni Sultan Süleyman tarafından 16.yy ‘da yaptırılan Kervansaray günümüzde otel olarak kullanılmaktadır. Çeşme ile Yunanistan ve İtalya arasında düzenli feribot seferleri mevcuttur. Çeşme’nin girintili çıkıntılı kıyılarında birçok koy ve kumlu plaj denize giriş imkanı sağlar. Çeşme İzmirlilerin ikinci konut cennetidir. Güneyde Alaçatı’dan, kuzeyde Ildırı’ya kadar tüm kıyı boyunca ikinci konutlar, otel ve moteller, pansiyonlar her yere serpilmiştir. Şifne, Alaçatı, Ilıca, Ayayorgi, Dalyan, Çiftlikköy, Ovacık ve Çatalazmak plaj ve koylarıyla Çeşme Ege’nin en güzel tatil merkezidir.

BİRGİ
İzmir’e 120 km. uzaklıktaki Birgi, Bozdağ’ın güney yamacında bulunmaktadır. Belde Lidya Krallığı döneminde önemli bir merkez olur ve sırasıyla Persler, Romalılar ve Bizanslıların hakimiyetine girer. Birgi, Dioshieron, Christopolis ve kale , burç anlamına Pyrigion olarak adlandırılır. Türklerin 14.yy’da beldeyi ele geçirmesinden sonra Birgi olarak anılmaya başlandı. Birgi, Çakırağa Konağı, Ulucami, Aydınoğulları Türbesi gibi geleneksel Türk mimarisinin güzel örneklerini barındırır.

ÇAKIRAĞA KONAĞI
Ege bölgesindeki ilk yapılışındaki mimari üslubu korunmuş ender konaklarından biri olan Çakırağa Konağı’nın 1761 tarihinde Şerif Aliağa tarafından yaptırıldığı genel kanıdır. 3 Katlı, dış sofalı, çift köşk odalıdır. Alt kat duvarları taş örgü diğer duvarları ahşap çatı içine dolma teknikle inşa edilmiştir. Taş döşemeli alt katta, hizmetli, nöbetçi, bekleme odaları ve ahır yer alır. Dik merdivenle çıkılan ara katta kışın kullanıldığı düşünülen alçak tavanlı odalar bulunur. Üst kat planı ara katta olduğu gibi açık sofalı, uzun dörtgendir. İki sekili iki çıkma ve iki köşk odalıdır. Ayrıca eyvan taht köşkte mevcuttur.

BİRGİVİ MEHMED EFENDİ MEDRESESİ
Ulucami karşısında yer almaktadır. 1554 yılında padişah ll. Selim’in hocası Birgivi Ataullah efendi tarafından yaptırılmıştır. Yapımında taş ve tuğla kullanılmıştır. Girişi revaklıdır. Revak üzerine üç kubbe örter. Medrese kapıları revaka açılan yedi odadan oluşmaktadır. 1964-1965 yıllarında restore edilmiştir.

ULU CAMİ
1311-1312 yılında Aydınoğlu Mehmet Bey tarafından yaptırılmıştır. Kare planlı Camii’nin yapımında kesme taşlarla birlikte daha önceki uygarlıklara ait yapı malzemeleri de kullanılmıştır. Oldukça kalın tuğla süslemeleri ile minaresi dikkat çekicidir.

BOZDAĞ
Bozdağ Ödemiş’in en güzel ilçelerinden biridir. İlçe denizden 3.157 m. Yükseklikteki Bozdağ’ın eteklerinde kurulmuştur. Bozdağ kestane, ceviz ve sedir ağaçları ile çevrelenmiş yeşil bir cennettir. Antik dönemde Bozdağ Tmolos olarak adlandırıldı. Kış mevsiminde hiç eksik olmayan kardan yaralanabilmek için buraya bir kayak merkezi kurulmuştur.

GÖLCÜK
Gölcük çam ağaçları ile örtülü yaylanın ortasında yer almaktadır. Deniz seviyesinden 970 m. Yükseklikteki krater gölün etrafında yazlık evler ve restoranlar bulunmaktadır.