|
TERÖR VE NİTELİKLERİ
12.04.1991 tarih ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanuna Göre;
“Terör, baskı, cebir, şiddet, korkutma, yıldırma, sindirme veya
tehdit yöntemlerinden biriyle, anayasada belirtilen Cumhuriyetin
niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni
değiştirmek, devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü
bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyeti’nin varlığını tehlikeye
düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele
geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, devletin iç ve dış
güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir
örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü
eylemlerdir.”
Terör, kavram olarak, Türkçe’deki karşılığı ile “korkutma, yıldırma”
ve tedhiş anlamına gelmektedir. Ancak bu korkutma, yıldırma ve
tedhiş, yoğunluk olarak oldukça büyük çaplı ve birey ya da bireylerin
ruhsal yapılarını birden bire kaplayan korku durumunu ve şiddet
halini ifade etmektedir.
Günümüzde çokça kullanılan bir terim olmasına rağmen terörün ortak
kabul görmüş bir tanımı bulunmamaktadır. Konu ile ilgili birçok tanım
yapılmış, ancak uluslararası arenada ortak bir kavram üzerinde
birleşilememiştir. Bunun nedeni de bir tarafın terörist ilan
ettiğini, diğer tarafın özgürlük savaşçısı olarak nitelemesidir.
Terör, tanım olarak, insanları yıldırmak, sindirmek yoluyla onlara
belli düşünce ve davranışları benimsetmek için zor kullanma ya da
tehdit etme eylemidir.
Terörün en önemli özelliklerinden biri hedefini rastgele seçmesidir.
Bu bağlamda terörizmin nitelikleri şöyle sıralanabilir:
-Teröristler amaçlarına ulaşmada vasıta olarak, hedef gruplar
arasında korku, ümitsizlik ve yıkım atmosferi oluşturmaya çalışırlar.
-Bir şiddet olayının psikolojik sonuçları fiziki sonuçlarından
ölçüsüz bir şekilde büyük olursa terörist bir nitelik kazanır.
-Terörizm, özel olarak önceden bilinmeyen baskı şeklidir. Bunda kişi
terörizmin belirgin kanunları esasına göre hareket eden teröristlerin
ellerinde imhadan kurtulmak için hiç bir şey yapamaz.
-Teröristler savaş kuralı ve yasası tanımazlar, muharip ve gayri
muharip ayrımı yapmazlar. Çünkü teröristlere göre tarafsız olunamaz,
ya onlardansınız ya da onlara karşısınız.
-Terörizm vahşi, barbar yöntemler ve silahlar içerir.
-Terörizm aşağıdaki sebeplerden dolayı teröristlerce doğru ve haklı
gösterilmektedir.
-Terörizm geçmişte de mevcut olmuş başarı için en iyi ve tek
yöntemdir.
-Terörizm göze göz, dişe diş şeklindeki adil intikamı gerçekleştirir.
-Terörizm ehveni şerdir, yani kötünün iyisidir. Çünkü terörizmi
benimsemezsek daha büyük kötülüklerle karşılaşırız.
TERÖR 'ün AMAÇLARI
Terör örgütlerinin amaçları örgütlerin faaliyette bulundukları
ülkelere ve kendilerini yönlendiren merkezlere bağlı olarak farklılık
gösterebilmektedir.
Bilinen yaklaşımlar çerçevesinde terörizmin amacını; hedef alınan
rejimi, sistemi, şiddet yolu ile yıkarak, yerine kendi ideolojileri
doğrultusunda yeni bir yönetim tesis etmek olarak belirtebiliriz. Bu
yaklaşım terör olaylarının hukuki davalarında açık bir şekilde
belirtilmektedir. Terör örgütleri, savundukları ideolojiye bağlı
olarak, haksızlık ve zulüm olarak gördükleri yönetim ve yöneticileri
bertaraf etmeyi, böylece daha mutlu ve adaletli bir hayat tarzını
amaç edindiklerini ileri sürmektedirler.
Bu uğurda kendilerini, haklarını savundukları toplumun, kıymeti henüz
tam bilinmeyen meçhul savaşçıları ve fedakar gönüllüleri olarak
görürler. Halkın bilinçli olmaması nedeniyle, kendisi için yapılan
iyi şeyleri algılayamayacağı ve bu nedenle yürütülen harekete
katılmasının mümkün olmadığı, ancak zaman içerisinde bilinç kazanarak
harekete katılacağı ileri sürülür. Bu zamana kadar, azınlıkta olan
bilinçli kitlelerin, halk adına mücadeleyi yürütmesi, mücadeleye
önderlik etmesi gerektiği savunulur.
Neden bir takım insanlar amaçlarına ulaşmada ölümü göze alıp, her
türlü zorluk ve yokluğa katlanarak, silahlı şiddet gibi oldukça zor
bir maceraya atılmaktadırlar? Bunun en büyük nedeni, mücadele
verdikleri sözde düşmanları ile aralarındaki güç dengesizliğinde
yatmaktadır. Hedef alınan sistemin normal yollardan değiştirilmesinin
imkansızlığı silahlı mücadeleyi tek çare olarak göstermekte ve güç
dengesizliğini ancak terör eylemlerine başvurarak gidermeye
çalışmaktadırlar.
Ancak terörün kamuoyunda görünen amacı, uzun vadede hedef aldığı
siyasi rejimi devirmek gibi görünmektedir. Böyle olunca, kısa vadede
de bazı amaçlarının bulunması gerekir. Terörizmin, birbiriyle iç içe
geçmiş bulunan kısa dönem amaçlarını şu şekilde özetlemek mümkündür.
-Öncelikle hedef alınan rejimi ve siyasi iktidarı yıpratmak, mevcut
otoriteyi sarsmak.
-İç ve dış kamuoyunda davalarının duyurulmasını sağlamak ve
dikkatleri savundukları davanın üzerine çekmek.
-Oluşturdukları tedhişle, toplumun direnme gücünü kırarak kendi
davalarına karşı olumsuz duyarlılıkları ortadan kaldırmak ve
kitleleri itaate zorlamak.
-Kısmi güç ve otorite sağladıkları toplumda kendilerine taraftar
katılımı ve kitle desteği sağlamak.
TERÖR 'ün NEDENLERİ
Terörü psikolojik çerçevede ele alırken, terör eylemlerini ve
terörist grupları oluşturan kişilerin genel mantık yapılarını,
yaşadıkları çevreyi, ailelerini, ortak yönlerini, psikolojik
yapılarında belirli bir bozukluk olup olmadığını ve onları bu
eylemlere iten faktörlerin neler olduğunu ele almak gerekir. Çünkü
terörist eylem, bir toplumun değerlerine, normlarına, menfaatine,
beklentilerine, varlığına, bütünlüğüne ve bu bütünlüğün devamına ters
düşen, masum insanların öldürülmesine varıncaya kadar topluma zarar
veren çeşitli faaliyetleri içine alan; ilgili toplumda devlet güç ve
otoritesini zaafa uğratarak o toplumu içten çökertme hedefine yönelik
bir sosyal sapma davranışıdır.
Terörist, toplumun içinden çıkmakta ve yine o toplum adına, topluma
ve onun oluşturduğu devlete karşı faaliyette bulunmaktadır. Terör
olgusunu yalnızca iç ve dış düşmanların varlığına bağlamak yeterli
olmayabilir. Başka bir deyişle, terörü toplumun ekonomik ve sosyo-kültürel
yapısından da ayırmamak gerekmektedir.
Eğitimsel Nedenler
Toplumların huzuru, eğitimin her bakımdan müsbet olmasına bağlıdır.
Dolayısıyla eğitim ne kadar yeterli ve ne kadar olumlu olursa,
fertler o kadar mükemmel ve faydalı, ne kadar yetersiz ve olumsuz
ise, o derece ilkel ve zararlı olur. Ailenin, okulun, kurumların ve
medyanın görevi, insana müsbet karakter kazandırarak, onu, topluma
hizmet için etkileyip yönlendirmek, devletin görevi ise, bu eğitimi
mümkün kılmak ve denetlemektir
Psikolojik Nedenler
Kişisel becerisi, yetisi, yeteneği yetersiz olan insanlar, içinde
bulundukları toplumsal durumu, konumu, rolü, yeri beğenmezler. Toplum
tarafından engellendiklerini ilgi, sevgi, saygı görmediklerini
düşünürler. İlgi görmek, saygınlık kazanmak, kendilerini
gerçekleştirmek için, saldırgan davranışlara ve şiddet eylemlerine
değer ve yer veren davranış kalıplarını ve örneklerini kullanırlar.
Saygınlık kazanacak, kendini gerçekleştirecek doğru, güzel, iyi,
olumlu, yaratıcı, üretici yol ve yöntem bulamayan insanlar, ruhsal
çatışmalarını, kaygılarını, korkularını, öfkelerini, can
sıkıntılarını saldırgan davranışlarla, şiddet eylemleriyle gidermeye
çalışırlar. Gerekli gereksiz saldırı ve şiddet olayları yaratırlar ya
da ilgili ilgisiz bu tip olayların içinde yer alırlar.
Toplumda azınlık durumunda olduğunu, kendilerine farklı
davranıldığını algılayan ya da böyle olduğunu sanan insanlar
başkalarına güven duymazlar. Bu insanlar güvensizlik duygusunun
etkisi altında kimi kez doğru, kimi kez hatalı değerlendirmeler
sonucu, toplumun, yöneticilerin, güvenlik güçlerinin, kendilerine
karşı art niyetli, ön yargılı, haksız ve yanlı davrandıklarını
düşünürler. Bu nedenle onlara güvenmezler. Güvensizlikten kaynaklanan
katı, sert, saldırgan içerikli davranış kalıplarını benimserler. Bu
tip davranış kalıplarını alt kültürlerinden kaynaklanan ortak
değerler yüklerler. Bu davranış kalıpların saygınlık simgesi olarak
kabul ederler. Değerlerini, saygınlıklarını korumak için şiddeti
eylem biçimi olarak benimserler. Din, mezhep, tarikat, etnik kökenden
kaynaklanan terör örgütlerinde bulunan genç militanlar saldırgan
davranışlar ve şiddet eylemlerinde bulunarak bağlı oldukları alt
kültüre şan, şeref ve üstünlük sağladıklarını sanıp insan ve çevreyi
yakıp yıkıp yok ederler.
Sosyo-Kültürel Nedenler
Kültürel değişim sosyal yaşamda da birtakım değişimler meydana
getirmekte, daha doğrusu sosyal yapıda kültürel değişim ile paralel
olarak değişmektedir. Toplumda geçerli olan değer yargıları ve
bunların benimsenişi zaman içerisinde değişikliğe uğramakta, söz
konusu değerler çağın ihtiyaçlarına göre değişmektedir. Ancak sosyal
yapıdaki ve değerlerdeki değişim çok hızlı olursa ve toplumun
genelini kapsayacak özellik taşımazsa, problemler baş göstermekte,
sosyal dengenin bozulmasını gündeme getirmektedir.
Toplumda bir kesimin ak dediğine diğer bir kesim kara diyorsa, orada
büyük bir uçurum oluşmakta, bu ise; çatışmalara yol açmaktadır.
Mutlaka ki her insanın aynı düşünmesi mümkün değildir. Ancak asgari
müştereklerde birleşmede, toplumun bekası için gereklidir.
Sosyal değerlerdeki değişim ne ölçüde olursa olsun, toplumun genelini
ilgilendiren ve sosyal bütünleşmenin temelini oluşturan değer
yargılarında uzlaşmanın sağlanmış olması gerekmektedir.
Tarih, dil, örf ve adetler, sanat ve edebiyat eserleri gibi kültür
unsurları ulusal karakteri sürekliliğini gösterir. Bunlar arasındaki
gelişmeci ve tekamülcü bağın koparılması toplulukta anormal
belirtilerin görülmesine yol açar. Bu anormal belirtiler genellikle
anarşi, şiddet ve sosyal çözülme olarak kendini gösterir. Esas
itibariyle de şiddet ve anarşi taraftarları da özellikle kültür, dil,
din, ahlak, aile ile ilgili kavramlarda kargaşalık yaratarak toplumu
ve onu oluşturan fertleri neyin doğru neyin yanlış olduğunu
bilmeyecek bir duruma getirmek ve böylece kendi sundukları reçeteyi
itirazsız kabul etmelerini sağlamak amacını güderler.
Sosyal değerlerdeki hızlı değişim sosyal çevrede olumsuz şartlar
meydana getirecek ve sosyal problemlere, çatışmalara sebep olacak,
hem de birey üzerindeki etkileri sebebiyle bireyin içine kapanık,
şiddet yanlısı, görüşlerini, açıklamak yerine zorla kabul ettirmeye
yönelen kişiler haline gelmesine sebep olabilecektir. Sosyal
değerlerdeki bu erozyon milleti kamplara bölerek, birbirine düşman
kitlelerin oluşmasına sebep olabilecektir.
Çocuğun sosyalleşmesinde ailenin rolü tartışılamaz. Ancak ailelerin
bu vazifelerini yeterince yerine getirememeleri, terörist veya şiddet
yanlısı kişilerin yetişmesinde basamak olmaktadır. Ailelerin yasalara
ve yerleşik değerlere bağlı gençler yetiştirememelerinin bir başka
nedeni, siyasal kutuplaşmanın artık ailelerin etkisini aşacak ölçüde
yabancılaşmış gençler meydana getirmesidir.
Ailenin bıraktığı boşluk okullarda, yurtlarda, siyasal dernek ve
kuruluşlarda çok yoğun olarak sürdürülen, ideolojik pompalama ile
doldurularak, deyim yerinde ise: programlanmış insanlar meydana
getirmektedir. Yoksa hiç tanımadıkları toplulukları, ilgisiz
çocukları ve kadınları öldürmek için saldırmak sosyalleşmiş, sağlıklı
düşünen ve duyarlı bireyler için kolay olmasa gerektir
Kırsal bölgelerden, küçük kentlerden, geleneksel toplumdan büyük
kentlere, dış ülkelere göç eden insanlar, kültür çatışması, toplumsal
çözülme, alt kültürlerin oluşması gibi toplumsal süreçler içinde
yaşamak zorunda kalırlar. Kültür çatışması, insanın yaşadığı
toplumsal ortamda kazandığı davranış kalıplarıyla, örnekleriyle, göç
ettiği çevrede geçerli olan davranış kalıpları, örnekleri, ilkeleri,
kuralları, yaptırımları etkisini yitirir. Göç edilen çevredeki
davranış kalıpları, örnekleri de etkili olamaz. İnsanları
birleştiren, bütünleştiren ortak amaçlar, beklentiler yok olur.
“Evet, çarpık kentleşmeler, çeşitli dejenerasyon olguları, işsizlik,
ekonomik ve sosyal güvencesizlikler bazı olayların kaynağı ya da
nedeni olabilir... Bu olgular insanları olay çıkartmaya, olay
çıkartanlara katılmaya itebilir. Ama bu olgularla, ülkemizdeki terör
olgusunu tanımlayamayız... Bu iki olgunun yöntemleri yer yer
benzerlik gösterebilir. Bazen de, eylemlere birlikte katılabilirler.
Saptırmalar, karışıklıklar yapabilirler. Ama amaçları başkadır.
Eylemde birleşseler de amaçta birleşemezler. Birinde kişisellik,
diğerinde toplumsallık egemendir.“
Ekonomik Nedenler
Ekonomik şartların zorluğu, insanları maddi yönden etkilediği gibi
psikolojik ve moral yönden de etkiler. Bu nedenle, toplumdaki
dengesiz gelir dağılımı, terör odakları için yararlanılması gereken
en önemli unsurlardan biridir. Konu propaganda malzemesi yapılarak,
mümkün olduğunca istismar edilmeye çalışılmaktadır.
Dolayısıyla,eğitim verilmemiş, cahil insanlar ekonomik eksikliklerden
dolayı istismara çok müsaittirler. Araştırmalara göre eylemlere
katılan militanların büyük çoğunluğunu bu insanlar
oluşturmaktadır.Ekonomik ve sosyal hayattaki hızlı gelişmeler birçok
olumlu sonuçlar doğurmakla birlikte hassas dönemde bulunan bir
gençlik kesiminde uyumsuzluk ve dengesizliklere de yol açabilmektedir
TERÖR 'ün GENÇLİĞİ
KAZANMA YÖNTEMLERİ
Terör örgütlerinin gençliğe yönelik faaliyetleri rast gele ve
kendiliğinden ortaya çıkan bir olgu değildir. Terör örgütleri, bütün
dünyada olduğu gibi ülkemizde de gençliğe son derece bilinçli ve
stratejik amaçlar ile yönelmektedirler.
Nitekim,1970'lerin başlarında ortaya çıkan terör eylemlerinin
hazırlık ve örgütlenme aşamasında gençlik dinamizminin en zirvede
bulunduğu üniversiteler karargah rolü oynamıştır.
Terör örgütleri, öğrenci gençleri daha kolay avlamak ve ihtiyacı olan
elemanları temin etmek amacıyla okul derneklerine el atmaktadırlar.
Terör örgütlerinin öğrenci gençleri saflarına çekmek maksadıyla
geliştirdikleri yöntemlerden birisi de üniversiteler dışında çeşitli
paravan dernekler kurmaktır. Kurmuş oldukları paravan dernekler
vasıtasıyla, çeşitli sözde kültürel ve sportif etkinlikler
düzenleyerek gençleri saflarına çekmektedir.
Örgütler, gençleri ürkütmemek için, ilk etapta tehlikesi olmayan,
basit görevler ile ilişkilerin içerisine çekmekte, akabinde de
"Sizler örgütün sırlarına vakıf oldunuz artık örgütün malısınız"
diyerek geriye dönüşün kapılarını kapatmaktadır.
Terör örgütlerinin öğrenci gençleri (üniversiteli) saflarına kazanmak
amacıyla cinsellik, kültürel farklılıklar, sosyal katmanlar, ekonomik
imkanlar, siyasal tercihler, dini inançlar, çeşitli hobiler ve
benzeri olguları istismar ettikleri öğrenilmiştir.
Örgüt kadroları haline gelen kızların, erkekleri avlamakta araç
olarak kullanıldığı, kültürel olarak yakınlığın, bölgeciliğin,
hemşehriciliğin öğrencileri örgüt saflarına çekmede vasıta olarak
değerlendirildiği, ekonomik zorlukların aile imkanlarındaki
yetersizliklerin temel istismar konuları olduğu bilinen
hususlardandır.
Öte yandan, ailelerin siyasal tercihleri ve inanç yapısının da
gençlerin gruplaşmalarında olduğu gibi terör örgütlerinin önemle
üzerinde durarak öğrencilere yaklaşmada kullandıkları bir yol olduğu
bilinmektedir. Yine öğrencilerin okumaya düşkünlük, yazma hevesi,
liderlik dürtüleri, silah merakı ve benzeri özel ilgi alanlarını
terör örgütlerinin tuzak kurarken değerlendirdikleri hususlardandır.
TERÖR
ÖRGÜTLERİNİN BAŞLICA GELİR KAYNAKLARI
a. Yandaş Devlet Yardımı: Özellikle 1980’li yıllarda devletlerin
terör örgütlerine nakdi yardımda bulunma modası ve imkanı
kaybolmuştur. Bunun yerini ayni yardım almıştır. Ancak dünyadaki
yeniden yapılanmalar ve ekonomik zorluklar bu ayni yardım miktarını
da yıldan yıla azaltmaktadır.
Bu sebeple günümüzde, terör örgütlerine yapılan yandaş devlet
yardımı, daha çok topraklarında barınmasına ve faaliyet göstermesine
göz yumma, eğitimine katkıda bulunma şekline dönüşmektedir.
b. Soygun ve Gasp: Küçük örgütlerin veya başlangıç için gerekli
paranın bulunması amacıyla kullanılan bir finans kaynağı yoludur.
Ancak, büyük finans kuruluşlarının kurduğu güvenlik sistemleri,
alınan polisiye tedbirler bu şekilde devamlı ve önemli boyutta bir
gelir kaynağı oluşturulmasını engellemektedir.
c. Haraç Toplama: “Haraç”, örgütle ilgisi olan veya olmayan kişi ve
kuruluşların terör örgütleri tarafından belirlenen bir parayı
ödemeleridir. Parayla veya malla olabilir.
Haraç toplama; koruma, zarar vermeme, korkutma, adam kaçırma, bir
suçu veya durumu yetkili mercilere bildirme tehdidi şeklindeki
metotlarla gerçekleştirilebilir. Nitekim yandaşlarının katkısı veya
örgüte karşı olanların can ve iş güvenliği ile korkutulması, kaçak
çalışan işçilerin polise bildirilmemesi veya polisten korunması
karşılığı gelirinden pay alınması bilinen, yaygın usullerdir.
Bu kaynak, özellikle terör örgütü PKK açısından önemli bir gelirdir.
d. Sahtecilik: Paranın gerçeğine ulaşılmasındaki en kısa yol sahte
para basıp, gerçeği ile değiştirmektir. Günümüzün baskı teknolojisi,
ihtiyaç duyulan her türlü baskı araç, gereç ve malzemesinin
kolaylıkla bulunabilmesi örgütleri sahtecilikte ileri seviyeye
çıkarmıştır. Özellikle cezaevlerinde belirlenen ve korkutularak veya
özendirilerek örgüte katılan uzmanlar aracılığıyla, bazen de yandaş
devlet katkılarıyla para sahteciliği yapılarak, alım gücü olan paraya
çevrilmektedir.
Ayrıca adam kaçırma amacıyla düzenlenen sahte pasaport veya sahte
vizeler yoluyla alınan komisyonlar ve sınırda teslim organizasyonları
karşılığı alınan paralarla da kaynak oluşturulmaktadır.
Sahtecilik önemli bir gelir sağlamaktadır ama piyasadaki sahte para
dolaşımından rahatsız olan kitle büyük olduğu için yakalanma riski
yüksektir. Bu sebeple sürekli bir gelir olarak düşünülmese de kısa
vadeli sıcak para için uygun görülmektedir.
e. Uyuşturucu Ticareti: Geliri yüksek, nakliyesi kolay, alıcısı bol,
tedavüldeki değerli para karşılığı takası mümkün, üretimi kolay,
pazarlama ağı kolay kurulabilen bir mal olan uyuşturucu önemli bir
gelir kaynağıdır. Bir önceki ticaretin riski bir sonraki ticaret ile
yok edilebilir.
ANNE VE BABALARIN DİKKATİNE
İlkokul yılları uyumlu geçen bir çocuğun ergenlikle birlikte
tepkilerinde ve davranışlarında beliren değişmeler pek çok ana-babayı
hazırlıksız yakalar ve şaşırtır. Çünkü ana-babalar çocuk büyüdükçe
daha uslanır, daha az sorun çıkarır sanırlar. Her şeyin yoluna
girdiğini sandıkları bir dönemde birden ortaya çıkan huysuzluklara,
tedirginliklere ve nedensiz öfke patlamalarına bir türlü anlam
veremezler. Eve dilediği gibi girip çıkan, hiç bir şeyi beğenmeyen,
en ılımlı uyarılara sert karşılıklar veren genç karşısında soğukkanlı
kalamazlar. Çünkü gençteki değişmeyi ergenlik çağına bağlamak
istemezler. Ana-babalar bu yüzden çocuklarını problemli görmeye
başlarlar.
Halbuki bu dönemde gençlerin gösterdiği tutarsız davranışlar gelişim
psikologlarınca bir hastalık olarak değil, olağan bir bunalım olarak
değerlendirilmektedir.
Gençlerin yaşadıkları bu bunalım kendi benliğini, kişiliğini ve
kimliğini bulma bunalımıdır. Genç, yeni savunma yolları
geliştirmekte, özgür denemeler yapmakta, iç ve dış baskıların
üstesinden gelmeye çalışmaktadır.
Genç kendi kendini yeniden keşfetmenin, kabuk değiştirmenin
sancılarını çekmektedir. Çünkü başkalarından farklı olmak kolay
değildir. Özgür ve bağımsız olmayı istemek kolay, ancak
bağımsızlığını nasıl kullanacağını bilmek güçtür.
Bu yüzden genç ana-babasına baş kaldırarak, "Ben sizin tıpkınız olmak
istemiyorum. Kendime has benliğimin, kişiliğimin ve kimliğimin
olmasını istiyorum." mesajını vermektedir.
Bu mesajı anlamak istemeyen ana-babalar bir türlü çocuklarının
büyüdüğünü kabullenmek istemezler.
Tüm bunlarla birlikte ana-babasının kendini sürekli çocuk yerine
koymasından, baskıcı ve katı tutumları ile anlayışsızlıkları ve
hoşgörüsüzlüklerinden bıkan genç, kendini adam yerine koyduğu,
sözünün dinlendiği, ona anlayışlı ve hoşgörülü davranılan bir ortam
aramaya başlar.
Terör örgütleri, gencin bu kritik dönemde gösterdiği ruh haletinden
yararlanmak için beklentilerine cevap verecek ortamları en iyi
şekilde hazırlamaktadırlar.
Terör örgütleri gençleri kazanmada yüz yüze propaganda metotlarını
kullanmaktadırlar. Yapılan propagandalardan etkilenen genç, kendini
kanıtlamanın en kolay ve en tehlikeli yoluna girerek kendi gibi
öfkeli ve beklemeye tahammülü olmayan gençlerle yasa dışı örgütlerde
yazgısını birleştirmiş olur.
TERÖR 'e KARŞI NE YAPMALIYIZ ?
Ülkemizde faaliyet yürüten sağ, sol ve bölücü terör örgütlerini
analiz ettiğimizde görüyoruz ki, kuruluş ve örgütlenme ile eleman
kazanma aşamaları kitapla, gazeteyle ve dergiyle başlıyor ve silahlı
eylemlere kadar devam ediyor.
Bilindiği gibi terör örgütlerini ayakta tutan belirli unsurlar
vardır. Bunlar; ideoloji, iç ve dış destek, para ve elemandır. Fakat
bir örgütün kurulabilmesi için her şeyden öte bir ideolojinin olması
gerekmektedir. Bu komünist, faşist, etnik ya da dini bir ideoloji
olabilir. Bundan dolayıdır ki, ülkemizde faaliyet yürüten terör
örgütleri ilk etapta ideolojilerini geliştirebilmek ve örgütlerine
taraftar bulabilmek için işe kitapla, gazeteyle ve dergiyle
başlamaktadırlar.
Bu bağlamda verilen mücadeleler neticesinde bir terör örgütünün iç ve
dış desteği kesilebilir, para kaynakları ile elemanları yok
edilebilir, fakat ideolojik anlamda bir örgüt bitirilemediği müddetçe
tamamen ortadan kaldırılmış sayılmamalıdır.
|