|
UYUŞTURUCUYA ALIŞTIRMA
YÖNTEMLERİ
Unutmayın , eroin bağımlılığının ilk adımı arkadaş kıyağı ile atılır .
Eğer arkadaşınız , gerçektende arkadaş değil de bir "ayakçı" ise, birkaç
hafta sonu devam eden bu kıyakçılığı " bombalama" denilen ikinci aşama
izler. Bu aşamada bir gün ziyaretinize gelen ayakçı, kıyağını yaptıktan
sonra giderken, nasılsa yanındaki yüklüce miktarda eroini almayı
unutuverir. Bir eroinmanın malını asla unutmayacağını bilmediğiniz için
kuşkulanmazsınız. Birkaç gün gelip almasını beklersiniz. Gelmez. Bir gün,
"yahu şundan bir kere çeksek ne olur sanki?" dersiniz. Sonra bunun gerisi
gelir. Mal bittiğinde bombalanmışınız demektir. Artık bir eroin bağımlısı
olarak, her yerde kıyakçınızı, daha doğrusu ayakçınızı arar ve kolaylıkla
bulursunuz.
Özellikle genç yaştaki insanlar arasında, guruptan bir yada birkaç
kişinin uyuşturucu kullanması , diğerlerinin de en azından bir kez
denemesi için yeterli bir neden.
Gençler , birbirlerine sigara ikram eder gibi yada hastalığını
iyileştirmek amacıyla ilaç verir gibi uyuşturucu sağlayabiliyorlar.
Gençler, arasındaki sohbetin dışında kalmasını istemedikleri
arkadaşlarını da kendileri gibi uyuşturucu kullanmaya zorlayabilirler.
Kullanmaya itiraz eden arkadaşlarını dışlıyor yada "arabesk" türü
tanımlamalarla , kendilerince aşağılama yolu seçiyorlar.
Okul önleri de artık satıcılar için vazgeçilmez mekanlardan. İstanbul'da
bulunan pek çok okulun kapısında , özellikle çıkış saatlerinde uyuşturucu
satıcılarına rastlanıyor. Okul yönetimi nemi yapıyor? Hayır onların
okulunda uyuşturucu kullanan öğrenci yok ki. Neden böyle bir konuyu
düşünsünler?
Esrar bağımlıları , kullandıkları malın içine eroin karıştırılarak bu
uyuşturucuya da alıştırılabilirler. Eroin krizleriyle birlikte de
bağımlılık başlar.
UYUŞTURUCU KÜLTÜRÜNÜN SEBEPLERİ
Toplumu ayakta tutan , ona yücelme ve yasama gücünü kazandıran , manevi ,
ahlaki ve hamasi değerlerini çürüterek , sömürgeci devletlerin uydusu
halin getiren bir soğuk harp uygulamasıdır. Dış güçlerin ve içerdeki
ajanlarının ve bunlarla işbirliği yapan mafya üçlüsünün organize
çalışmaları. Her zaman mafyanın ağına takılmaya hazır "sokaktaki başı boş
insanlar ve çocuklar" Unutulmaması gereken bir önemli husus da : Beyaz
zehir alışkanlığının gelişmesinde , içinde türlü uyuşturucular taşıyan ve
son yıllarda karaborsaya da tekel çizgisinde hükmeden ithal sigaraların
ve kolalı mamullerin keza , çikletlerinde payı zannedildiğinden çok
fazla.
Madde Kullanımının Nedenleri
Bilgisizlik : Tehlikeden habersiz ve bu sebeple konuyu hafife almak.
Özenti: Özenti sergilemede en önemli payın medyaya ait olduğu rahatlıkla
söylenebilir.
Bira-bahane: Diskotek ve diğer kafabulma-eğlenme yerleri. Bunlar beyaz
ölüm değirmeninin çarkları ve tuzaklarıdır. Giren büyük ihtimalle
öğütülür. Gurup baskıları: kötü arkadaş.
Merak: Denerim, bırakırım kafası. Fakat bir veya iki deneme genci belki
de dönüşü olmayan yola sokmaya yeterli gelmektedir.
Moda: Çevreye uyma havası... Bozuk çevre ve hasta toplum. Bilindiği gibi
hastalıklarda insandan insana kolaylıkla geçebilir. Gençlerde tehlike
sevgisi , cinsel bozukluklar , kendini aşma , ispatlama içgüdüsü veya
gayreti. Genetik yapının maddeye yatkınlığı. Gençlerdeki manevi boşluk ,
inanç zaafı. Bozuk aile ve hasta toplumdan kaynaklanan güvensizlik
duygusu. Gelecek karşısındaki kaygılar strese, sıkıntıya ve yalnızlığa
itiyor. Aile yapısındaki bozukluklar , geçimsizlikler. Ahlaki manevi
zaaflar. Yine ailelerdeki ekonomik bozukluklar çoklukla normaliteyi
bozar. Bilhassa yokluktakini bunalıma ve intihara , varlıktakini
şımarıklığa , taşkınlığa , tahribe yöneltir. Eğitimdeki zafiyet ,
yetersizlik ve yanlışlıklar. Maddeci felsefeye dayalı eğitimler insanları
bencilliğe (egoizme) , şahsi çıkarcılığa iten temeldeki sebeplerdir.
Arkadaş Çevresi
Çocuklar ve gençler aileden ve okuldan , zamanla arkadaş çevresinden
etkilenirler. Arkadaş çevresinde kabul edilmek için gençler, ekseriya
çevresinin baskısına dayanamaz aşağılık duygusu ile uyuşturucu kullanır.
Sanıldığının aksine , uyuşturucu ile ilk temas , sokak başında bilinmeyen
satıcı vasıtası ile değil , bilakis arkadaş çevresiyle olmaktadır..
UYUŞTURUCU ve PKK
Terör örgütü PKK'nın, 1984 yılından beri geçen 16 yıllık sürede yöre
halkına yönelik uyguladığı vahşetle maskesi düşmüş ve gerçek kimliği
ortaya çıkmıştır.
Son yıllarda terör örgütü PKK, güvenlik güçlerimizin 1990 yılından
itibaren 'Terörle Mücadelenin Yol ve Yöntemlerini" profesyonelce
kullanmasıyla birlikte Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizde tamamen
etkisiz hale getirilmiş ve örgüt adeta bir çıkmazın içerisine girmiştir.
Halkın desteğini alamayan örgüt içine düştüğü çaresizliğini aşmak için,
yıllardır Marksist-Leninist bir örgüt olduğunu söylediği halde daha sonra
din maskesini kullanmaya başlamış, yine çaresizliğinin bir göstergesi
olan intihar saldırılarını gerçekleştirmiş, bölgedeki sıkışmışlığını
aşmak için Karadeniz'e açılma girişimlerinde bulunmuş, bütün bu yeni
taktiklere rağmen umduğunu bulamayan örgüt yaşadığı iç isyanlarla bir
çözülme sürecinin içerisine girmiştir. Örgüt şimdilerde ise, Kuzey
Irak'ta yakalanan Şemdin Sakık'tan sonra Abdullah Öcalan'ın da Kenya'nın
başkenti Nairobi'de yakalanmasıyla bitme noktasına getirilmiştir.
Bugüne kadar örgüte eylem kararlarını bizzat verip uygulattıran ve
verdiği sayısız katliam emirleriyle 30.000 kişinin katili olan Abdullah
Öcalan Türk mahkemeleri önünde hesap vermiş ve idama mahkum edilmiştir.
Terör örgütü PKK'nın faaliyetlerini sürdürebilmesi ve varlığını devam
ettirebilmesi ekonomik anlamda güçlü olmasına bağlıdır. Özellikle örgütün
kadrolarının genişlemesi ve faaliyetlerinin değişik alanlara yayılması
onların daha fazla gelire ihtiyaç duymalarına sebep olmuştur.
Bu çerçevede, gerekli finansın sağlanabilmesi için, başvurulan metotlar
her örgüt için benzerlik göstermektedir. Fakat bazı örgütler ise sadece
kendilerine özgü şekillerde gelir temin etme yoluna gitmektedirler. Bir
terör örgütünün bu yollardan hangileri ile finans temin ettiği, örgütün
ideolojisine ve çapına göre değişkenlik göstermesine karşın hemen hemen
tüm terör örgütlerinin finans ihtiyacını karşılamada uyuşturucu
kaçakçılığı en önemli gelir kaynaklarından biridir.
Ülkemizde de, bölge halkına yaptığı insanlık dışı katliamlarla
tanıdığımız terör örgütü PKK, yüksek miktarlarda paraların temin edildiği
ve örgüt için çok cazip ve kaçınılmaz olan uyuşturucu kaçakçılığı
faaliyetlerinde bulunmaktadır. Hatta bugün terör örgütü PKK'nın, Ortadoğu
ve Avrupa bağlantılı uyuşturucu ticaretinde ve bu ticaretin tüketicisi
bir çok Avrupalı gencin ölümünde çok önemli bir role sahip olduğunu
söylemek mümkündür.
Bu çerçevede "Uyuşturucu Kaçakçısı Terör Örgütü PKK" isimli bu çalışma
ile, terör örgütü PKK'nın dünü ve bu günkü son durumu, örgütün niçin
uyuşturucu kaçakçılığına yöneldiği, uyuşturucu kaçakçılığı çerçevesindeki
faaliyetlerinin neler olduğu ve bağlantılı olduğu ülkeler deşifre
edilmeye çalışılmıştır.
UYUŞTURUCUNUN ETKİLERİ
FİZİKİ ETKİLERİ
Beyin ve Merkezi Sinir sisteminde : Sigaradan itibaren bütün
uyuşturucuların en büyük zararı ve tahribatı beyin ve merkezi sinir
sistemi üzerindedir.
Bu sebeple beynin mazrufu olan aklı ve iradeyi işlemez hale getirir.
Kişiyi dengeden, normal yaşam ve davranışlardan uzaklaştırırlar.
Beyin ve akıl sağlığının en büyük düşmanı uyuşturuculardır. Bağımlılarda
beliren ilk olgu; akıl ve sinir hastalıkları ve arızalarıdır. Delilik,
erken bunama, şuur kaybı, uykusuzluk, felçler hezeyan (sayıklama,
saçmalama, akıl dışı davranışlar ) halüsinasyon (vehim, hayal görme,
işitme vs. ) lar, zeka ve hafıza kayıpları.En kısa ifade ile: Akıl
hastalıkları, zihni ve ruhi karmaşa ve kaoslar .
Sindirim Sisteminde: Bulantı, kusma, karın ağrıları, kabızlık, ishal,
mide ve bağırsak spazmları, kanama ve yaraları, gastrit, ülser vs.
Karaciğer ve Böbreklerde: Bu zehirlerin organizmadan atılmasında en ağır
görev bu organlara düşmekte olup, karaciğer ve böbreklerde büyük arıza ve
tıkanmalara, karaciğerde yetersizlik, yağlanma ,sertleşme (siroz)...
Böbreklerde büyük tahribat, albümin, kan ve idrar çoğalması, tıkanmalar
,ağır böbrek hastalıkları
Gözlerde: Işık ve mesafede uyumsuzluk, şaşılık gece körlüğü, göz bebeği
büyümesi, küçülmesi, göz adele felci bilinen sonuçlar ve tezahürlerdir.
Solunum Sisteminde: nefes darlığı, öksürük, boğulma hissi, bu yolla kalp
sıkışmaları, solunum felçleri ve ölümler bilinen olaylardır.
Kan organlarında: Kan ,insan hayatının en önemli organı olup,
uyuşturuculardan büyük zararlar görür. Kansızlık ,kan zehirlenmeleri, kan
hücrelerinde şekil ve miktar değişiklikleri, kanın korkulu arızası olan
pıhtılaşma ve kangrenler başlıca arızalardır.
Zehirlenme: Uyuşturucuların başta gelen olumsuzluğu zehirlenmeler ve bu
yolla gelen ölümlerdir. İlk defa olursa HAD, tekerrür ederse "Müzmin
Zehirlenme" adını alır.
SOSYAL ve MADDİ ETKİLERİ
Sosyal bir varlık olan insanın çevresi ile uyum içinde olması, akıl ve
zihin sağlığı ile mümkündür.
Bu sebeple akli ve zihni hayatın en büyük düşmanı olan uyuşturucular,
insanın uyum gücünü zaafa ve iflasa götürmekle onu aileden, toplumdan ve
çevresinden kopararak, yalnızlığa, bunalıma ve hemen ardından da
sorumsuz, hipisel (hayvani) bir hayata mahkum eder. Bağımlıyı yaşayan bir
ölü haline getirir. (Hip Kültür)
Bu sebeple, uyuşturucuların, bağımlıya, aile hayatına, doğacak çocuklara,
iş hayatına, aile ve ülke ekonomisine, ferdi ne toplumsal ahlaka (namus
,iffet, şeref, haysiyet v.s.) verdiği zararlar ifadelere sığdırılamaz.
İntiharların, cinayetlerin, her türlü fuhşiyat, gasp ve anarşinin
temelinde uyuşturucu vardır.
İç ve dış düşmanların en tahripkar silahı uyuşturucu ve uyuşturucu
salgınlarının itici gücü olan uyuşturucu kültürü (hip kültür) dür.
Cemiyetleri inkıraza götüren her türlü maddi ve manevi tahribatın
temeldeki sebebidir. Bunlar.
Ayrıca AİDS, frengi, verem, kanser, kangren ve benzeri bir çok ölümcül
hastalığın yayılmasında da en büyük fail uyuşturucular ve bağımlılarıdır.
UYUŞTURUCUDAN NASIL
KURTULABİLİRSİNİZ ?
Bizlere düşen görevler,
Çocuğunuzun Uyuşturucu Madde Kullandığını Nasıl Anlarsınız?
1) Kişinin ilaçları saklamaya veya gizlemeye çalışması,
2) Cilt üzerinde dövmeye benzeyen mor ve siyah iğne yerlerinin olması,
(Bunlar deri altına iğne yapıldığına işaret eder ve ekseri kollarda,
hatta ellerin üstünde olur. Yeni iğne yerleri, bazen küçük kabuk tutmuş
olarak özellikle önemlidir.)
3) Damarlar üzerinde veya damarların satha yaklaştığı yerlerde su
toplamasını andıran iltihapların varlığı,
4) uyuşukluk, uykulu olma veya kendinden geçme (Baş öne düşmek) Bilhassa
aynı zamanda kaşıntı varmış gibi vücudu kaşıma eğilimi, (Bu bazen
uyuşturucu madde veya onların sentetik maddelerinin dozunun fazla
kaçılmış olduğuna işaret eder.)
5) Tamamen tecrit edildiği veya gözaltında tutulduğu takdirde müptela
olduğu ilacı alamamaktan dolayı bazı yoksunluk belirtileri göstermesi,
6) Gözbebekleri ebadının büyük ölçüde değişmesi,
7) Kişinin oturup gözlerim boşluğa dikmesi, (Genç müptelalar arasında
buna "dalga geçmesi" denir),
8) Ateşe tutmak için sapı arkaya bükülmüş çay kaşığı veya tel saplı metal
bir şişe kapağı, şırınga gibi uyuşturucu madde kullanımında kullanılan
aletlerin bulunması,
9) uyuşturucu madde kullananların lisanı olan özel argonun bilinmesi,
10) Kişinin kendini belirli zamanlarda (Genellikle 4-5saattte bir)
ortadan kaybolma eğilimi içinde bulması, (uyuşturucu kullanabilmesi için)
11) Kişinin kazancı ile diğer ihtiyaçlar dışındaki harcamaları arasında
dengesizliklerin olması,
12) Önceden güvenilir olan bir kişinin, cinayet, (Kiralık katillik) gasp,
beyaz kadın ticareti, hırsızlık, zimmetine para geçirme, kalpazanlık,
fahişelik... vb. suçlara yönelmesi (uyuşturucu madde alışkanlığım devam
ettirebilmek için),
13) uyuşturucu bağımlıları sinirlidirler. Enjekte zamanı yaklaştığında,
gözlerinin sulanması, burunlarının akması, ağrı, kaşıntı ve esnemelerinin
olması, gözbebeklerinin büyümesi gibi ilk belirtileri görülür.
Uyuşturucuların kullanılması davranış değişikliklerinde ve bünyedeki
emarelerde kendini gösterebilir. Bununla beraber bu işaretler kesin delil
sayılmazlar. Uyuşturucunun kullanılmasında kesin delil olan bünye emaresi
enjeksiyonda (bilhassa eroinde) görülür. Daha çok kol ve bacak damarları
boyunca olmak üzere, bağımlının bütün vücudunda iğne izleri vardır.
Bunlar sivrisineğin soktuğu yerlere benzer ve muhtemelen iltihaplıdır.
Tabi iğne ile tedavi gören hastaların vücudunda da iğne izlerinin
bulunduğu unutulmamalıdır.
Kullanılan uyuşturucunun cinsine ve kullanma şekline göre değişen
aletler, zehir in alınışı ve çeşidi hakkında fikir verir. Vücuttaki
emarelerin çokluğu bağımlılık ihtimalinin işareti ise de, uyuşturucu
kullanılmasının kesin delilleri olarak kabul edilmemelidir, fakat uyanık
olunmalı, olaylar dikkatle izlenmeli ve değerlendirilmelidir. Bunlar
mesela, el titremesi, ter boşanması, uykusuzluk, huzursuzluk, sükunet ile
sinirlilik hallerinin birbirini takip etmesi gibi işaretlerdir. Davranış
değişiklikleri de uyuşturucu bağımlılığın işareti sayılır.
Gençlerde rastlanan ve göze çarpan bu ve benzeri haller, ergenlikle
ilgili çok normal sebeplerde olabilir. Örneğin ergenlikte:
Okul başarılarındaki nişler ve yükselişler, Aile münasebetlerinden ayrı
kalma, uzaklaşma, Ruh halinde değişiklikler, İlgi alanlarının sık sık
değişmesi söz konusu olabilmektedir.
Bunlar tehlike işaretleridir :
Daha önce bizlerle olmaktan zevk alan, programlar yapan kızımız veya
oğlumuz, bizden uzak durmaya başlamışsa, ilgi ve istekleri sıklıkla
değişiyorsa, maymun iştahlı olmuşsa, daha önce eğitim konusunda verdiği
kararı değiştirmişse, kararsızlıklar yaşıyorsa...
Ruhsal yönden içine kapandığını, aşırı sinirli olduğunu,
alınganlaştığını, sonra tekrar normale döndüğünü fark ediyorsak.
Başarı oranı tamamen ve her derste düşmüş ise, arkadaşlarını çok sık
değiştiriyorsa, eski arkadaşlarına sırt çeviriyor ve çevreyle
ilişkilerden kaçıyor, işini yada okulunu bırakmak istiyorsa.
Hiçbir şeye ilgi duymuyor ve herkesten uzak kalıyorsa, geleceğe dönük
hiçbir adım atmıyorsa.
Ani ve çabuk duygu değişimleri varsa, yemek yeme düzeninde bozukluk
oluyorsa.
Yalan söylüyor ve evden ufak tefek şeyler kayboluyorsa.
Elbisesinde, yatağında ufak yanıklar ve yırtıklar oluşmuşsa, farklı
yerlere gittiğine dair ipuçları varsa.
Tuvalette uzun süre kalıp, oradan rahatlamış olarak çıkıyorsa.
Odasında, üstünde pudraya benzer şeyler varsa bunlar bize bir problemin
olduğunu düşündürmelidir. Ama bütün bunları, tek başına anne yada baba
olarak halletmeye kalkışmamak, mutlaka bir uzmandan yardım almak gerekir.
Aileye Düşen Görevler
Uyuşturuculardan korunmada en büyük vazife aileye düşmektedir. Aile
toplumun temel çekirdeğidir. En başta anne ve baba, çocuklara örnek
olmalıdır. Çocuklar, her türlü sıkıntılarını ve problemlerini öncelikle
anne ve babalarına açabilmelidirler. Problemlerin ilk defa aile
büyüklerince değerlendirilmeleri şarttır.
Bu konuda gençlerimizin dikkat edecekleri noktalara gelince;
·Gerek sevgiyi ve mutluluğu muhakkak ki kendi yuvalarında aramalıdırlar.
·Kötü arkadaş guruplarından uzak durmaları gerekir. Böyle kişiler
davranışlarından, hareket ve sözlerinden anlaşılır.
·Boş zamanları en iyi şekilde (okumak, kültürel ve diğer faydalı
faaliyetlerde bulunmak gibi meşguliyetlerle) değerlendirmelidirler.
·Yine gençlik dönemi ; halk arasında söylendiği şekliyle "delikanlılık"
devresidir. Bu yaşlarda kişilik icabı, gelecek için her an problem
oluşturabilecek hareketlere girilebilir, kararlarda isteksizlik olabilir.
Gençler bu hususu daima göz önünde tutmalı büyüklerin uyarılarını dikkate
almalıdırlar.
Son olarak gençlerimizi uyuşturucunun içine çeken alt kültürden bahsetmek
istiyorum. İçki uyuşturucu, kumar, şans oyunları, sapıklıklar, fuhuş
evden kaçma gibi faaliyetlerin tümünü besleyen, ortaya çıkaran ortama
"Uyuşturucu Kültürü" adını veriyoruz. Zararlı alışkanlıkların temelinde
bu vardır ve bunu önlemek uyuşturucu kültürüyle mücadeleye bağlıdır.
Bu kültürün filizlendiği birahane, pub, diskotek, kahvehane, kumarhane,
meyhane ve benzeri yerlerden uzak durmalıdır
Bira ve "alkolsüz" denilen bira, alkolizm ve uyuşturucu batağının
başlangıç basamağıdır. Yine milli manevi değerlerimiz, yüzyıllardan beri
nesilden nesile intikal eden geleneklerimiz uyuşturucu kültürünün
panzehiridir. Bu değerlere sarılmak zorundayız
Devlete Düşen Görevler
Uyuşturucularla Mücadele Bakanlığı yanında, önemli sorumluluklar taşıyan
Milli Eğitim, Sağlık, İçişleri ve Milli Savunma Bakanlıkları başta olmak
üzere, bünyesinde eğitim üniteleri ve eğitilmesi gereken genç kitleler
bulunduran diğer bakanlıklar ve diğer devlet kuruluşları bu konuda görev
ve sorumluluk taşımalı, buna sahip çıkmalı ve bu büyük organizasyonda
yerini almalıdır.
Milli eğitimde en azından şunlar yapılmalıdır:
Orta ve Liselere haftada 1-2 saatlik zorunlu ders getirilmeli ve bu
çalışmalar yasal çizgide ciddiyetle sürdürülmelidir.
Genç öğrencilerle birlikte aileleri de eğitim kapsamına alınmalı. Ailenin
,medyanın da ciddi katkıları sağlanarak, maddi ve manevi kültür
değerleriyle güçlenmesi mutlaka sağlanmalıdır.
Yönetici ve eğiticilerin kötü örnek olması, özenti oluşturması kesinlikle
önlenmelidir.
Okul Yeşilay kolları seçkin öğrencilerle her okulda mutlaka kurulmalı,
bunların başına gönüllü ve yetenekli bir rehber öğretmen tayin edilerek,
bu öğretmenler uzmanlaştırılmalıdır.
Uzmanlık çizgisine ulaşan rehber öğretmenler, hem öğrencileri, aynı
zamanda ailelerini eğitmelidir. Bu çalışmalar eğitim yılı boyunca ciddi
bir şekilde sürdürülmelidir.
Okullar bu konuda eğitim malzemeleri ve gerekli doküman bakımından
yeterli bir zenginliğe ulaştırılmalıdır.
Doküman yönünden Milli Eğitime, Sağlık Bakanlığı, Medya (bilhassa eğitsel
filmlerin hazırlanması bakımından) yardımcı olmalı. Yeşilay’ın maddi
destekle bilhassa yazılı ve görsel dokümanlarla bu hizmete gerektiği
ölçüde katılması sağlanmalıdır.
Özel sektör (kurumlar) ve yöneticileri bahis konusu hizmet ve görevlere
aynen sahip çıkmalıdırlar.
Bütün halk kuruluşları ve vatandaşlar her biri bu mücadelede görev almalı
ve üzerine düşenleri yerine getirmelidir.
Tabii bu hizmetlerin yerine getirilmesi, bütün ülkeyi içine alacak güçlü
bir organizasyonun oluşturulması ve gerekli yasa ve mevzuatın
çıkarılması, münhasıran uyuşturucularla mücadele görevini üstlenecek olan
Bakanlıkça yapılmalıdır.
Basın Kuruluşlarına Düşen Görevler
En güçlü ve yaygın eğitim kurumu olduğu halde bu çizgide hiç bir görev
üstlenmeyen, hatta büyük bölümü ile, bilhassa temeldeki konu olan ve her
türlü zararlı alışkanlıklara ve bunların salgın haline gelmesinde en
büyük etken kabul edilen uyuşturucu kültürü çizgisinde büyük bir
sorumsuzluk sergileyen medya, mutlaka disipline edilmeli. Bu güçlü kurum
bütün birimleri ile yararlı bir çizgiye getirilmelidir ve medyanın bu
sorumluluklarını ve hayati önem taşıyan görevlerini kabullenip yerine
getirmedikçe diğer hiçbir tedbirin ülkeyi ve toplumu selamet kıyısına
götüremeyeceği kesinlikle bilinmelidir. Bu ülke, bu toplum ve bu devlet
hepimizindir. Bir yerde hırs ve kazançlara sınır tanımak zorundayız.
UYUŞTURUCU
KULLANANA YARDIM NASIL YARDIM EDEBİLİRİZ ?
Hiç kimse, sadece uyuşturucu kullanımı hakkında ikazda bulunmakla ve
uyuşturucuların tehlikelerini anlatmakla uyuşturucu afetine karşı yeterli
tedbir alınabileceği zannına kapılmasın . hatta sadece bu şekilde
hareketle yetinmek, kısmen aksi tesir de yapabilir. Etkili tedbir olarak,
çocukların ve gençlerin ; "Uyuşturucuya Hayır!" diyebilecek duruma
getirilmesi lazımdır. Bunun için kendilerine olan güvenlerinin
arttırılması, güçlükleri yenebilmeleri ve kendilerini hayata
hazırlamaları hususunda onlara her fırsatta yardımcı olunması
gerekmektedir. Uyuşturucu kullanımının işaretleri olabilecek davranış
şekillerini teşhis ederek, gecikmeden gerekli tedbirlerin alınması
önemlidir. Bu görevlerin başarı ile yerine getirilmesi de okul doktoru ve
öğretmenler ile okul aile birliğinin devamlı işbirliği büyük fayda
sağlayacaktır. Uyuşturucu bağımlıları, tıbbi tedaviye ve rehabilitasyona
muhtaç olan hastalardır. Uyuşturucu kullanımı ne kadar erken fark
edilirse, bağımlının kurtulma şansı o kadar yüksektir. Bunun için
bağımlının anne ve babası ve kendisi derhal ilgili doktora başvurmalıdır.
Tedaviyi yürüten doktor narkotik şube ile birlikte çalışır ve bağımlıya
hiçbir şekilde ceza verilmez, tedavisi için gereken her türlü yardım
yapılır.
Alkol-Madde kullanımı olan gençlerde ailenin yaklaşımı:
1. Sorun ortaya çıkmadan önce bilgi, duyarlılık ve önlem alma.
Alkol ve madde kullanımına zemin hazırlayan ve bu riski arttıran
nedenleri ve koşulları önceden tanıma, düzeltme ve tedavi için
Çocuk/Ergen ve Erişkin Psikiyatri birimleriyle işbirliği içinde
profesyonel yardım.
2. Soruna karşı duyarlı olma ve erken fark etme.
A- Çocuğu/genci iyi tanıma, anlama, gözlemleme, izleme.
--Çocuğun/gencin duygu, düşünce, davranış özelliklerini tanıma,
-- Arkadaş ilişkileri, okula/işe uyumu, okul/iş başarısını izleme,
-- Duygusal-davranışsal durumları, kimlik gelişimi, gelecek beklentisi,
toplumla iletişimi vb. konularda sorunu olup olmadığım anlama,
-- Davranışları, uyumu ve başarısında değişiklikler ve bozulma olup
olmadığım izleme, gözlemleme,
B. Çocuğun/gencin ruhsal ve toplumsal açıdan belirgin bir uyumsuzluk
olarak nitelenebilecek özelliklerini fark etme, önemseme, profesyonel
yardım arama.
3. Sorun ortaya çıktıktan sonra çözüm çabaları.
A- Soruna yol açan ve sürdüren nedenleri ve durumları belirleme.
Sorunun ortaya çıkmasına ve sürmesine yol açan olası ailesel, ruhsal,
toplumsal nedenleri ve durumları, sorunu yaşayan gencin kendisi ve
profesyonel yardımla birlikte dikkatle gözden geçirme, tanımaya çalışma.
B- Soruna yol açan ve sürdüren neden ve durumları olabildiğince
değiştirebilmek için genç ile birlikte bir aile olarak tedavi olanaklarım
deneme.
Yardım Alabilmek için Danışabileceğiniz Sağlık Kuruluşları
AMATEM-ist. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi
A.Ü. Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı
Gazi Ü. Araştırma Hastanesi
Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi
Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi
Yakınınızdaki Kuruluşlardaki Psikiyatri Uzmanları
Yeşilay Cemiyeti Genel Merkezi
|